GEBELİKTE SICAK BASMASI

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) ATEŞ BASMASI
GEBELİKTE SICAK BASMASI

Gebelikte menopoz döneminde yaşananlar benzer şekilde ateş basmaları (sıcak basmaları) görülebilir. Ateş basması ile enfeksiyonlara bağlı ateş yükselmesi karıştırılmamalıdır. Hamilelikte ateş basmaları tamamen normal bir durum iken ve tedavi gerektirmezken, ateş yükselmesi enfeksiyon belirtisidir ve tedavi gerektirir. Aralarındaki en önemli fark ise ateş basması gelip geçicidir ancak enfeksiyonlara bağlı ateş yükselmesi aynen gebe olmayanlarda görüldüğü gibi kalıcıdır. Ateş basmaları bir kaç saniye veya dakikalarca sürebilir. Gebelikte yüksek ateş hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz, bu konuda anlatıldığı gibi gebelikte ateşin çok yükselmesi bebek üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir ancak ateş basmaları bu tür olumsuz riskler taşımaz.

Ateş (sıcak) basmalarının sebepleri:
Gebelikte ateş basmasının başlıca nedeni hamileliğe bağlı hormonal değişimlerdir. Buna ek olarak anne adayının gebelik döneminde yaşadığı kaygı, stres, üzüntü vb. duygu durum dalgalanmaları ateş basmalarına neden olabilir.

Tedavi ve önlemler:
Ateş basmalarında korunmak için öncelikle çok kalın giyinmekten kaçınmak, çok sıcak ortamlarda bulunmamak gerekir. Acı ve baharatlı yiyecekler tüketilmemelidir. Kahve ve çay fazla tüketilmemelidir. Alkol asla tüketilmemelidir. Hamilelikte düzenli egzersiz veya yürüyüş yapmak sıcak basmalarını azaltır. Stresten uzak durmak, sakin bir gebelik geçirmeye çalışmak başlıca önlemlerdir.  Hamilelikte yaşanan ateş basmaları için herhangi bir ilaç tedavisi verilmez.  Menopoz hastalarında ateş basmaları için kullanılan ilaçlar veya bitkisel tedaviler gebelerde kullanılamaz.

Menopozda görülen ateş basmaları

ATEŞ (SICAK) BASMASI NEDENLERİ
ATEŞ BASMASININ SEBEPLERİ (MENOPOZ HARİCİNDE)

Ateş basması veya sıcak basması denilen durum belli aralıklarda aniden gelen ve bir kaç dakika bazen daha uzun süren geçen, yüzde ve vücudun genellikle üst bölgelerinde kızarma, terleme, üşüme, titreme, çarpıntı, sıkıntı, daralma gibi belirtilerle karakterize bir durumdur. Bazılarında günde bir kaç kere oluşurken bazılarında çok sık oluşabilir. Genellikle gece görülür ancak günün her saatinde meydana gelebilir. Ateş basmaları bazı enfeksiyon hastalıklarında görülen ateş yükselmeleri ile karıştırılmamalıdır, yüksek ateş kalıcıdır ve ateş basmasındaki gibi aniden gelip geçici karakterde değildir.

Ateş basması denilince akla ilk gelen sebep menopozdur. Menopoza giren kadınlarda en sık görülen şikayetlerden birisidir. Menopozda ateş basması ve önlemleri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gebelikte hormonal değişimlerden dolayı görülebilen ateş basmaları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Menopozda görülen ateş basmaları şiddetli ise ve hastanın hormon tedavisi almasında bir sakınca yoksa bazen hormon tedavisi uygulanmaktadır. Menopoza bağlı ateş basmaları genellikle hormon tedavisine çok iyi yanıt verir ve hasta kısa sürede rahatlar. Menopozda kullanılan ilaçlara rağmen sıcak basmalarında rahatlama görülmemesi durumunda buna neden olabilecek başka bir sebep var mı akla getirilmelidir.
Aşağıda kadınlarda ve erkeklerde ateş basmasına neden olabilen diğer durumlar sıralanmıştır.

Ateş basması (sıcak basması) şikayetine neden olan hastalıklar:
– Karsinoid sendrom
– Sistemik mastositozis
– Tiroid medüller karsinomu
– Prolaktin hormonu yüksekliği (hiperprolaktinoma)
– Feokromasitoma
– Pankreas adacık hücreli tümörü
– Renal cell karsinom (Böbrek tümörü)
– Omurilik yaralanması
– Multiple Skleroz (MS)
– Migren
– Parkinson hastalığı
– Anksiyete ve psikolojik stres halleri
– Anaflaksi
– Ortostatik hipotansiyon
– Otonomik epilepsi
– Arsenik zehirlenmesi
– Bazı lösemi türleri
– Bronkojenik karsinom
– Nöroblastoma
– Akne rosacea

Ateş (sıcak) basması şikayetine neden olan ilaçlar:
– Kalsiyum kanal blokerleri
– SSRI grubu ilaçlar
– Kolinerjik ilaçlar
– Sefalosporinler
– SERM grubu antiöstrojenik ilaçlar
– LH hormon agonistleri ve antagonistleri
– Aromataz inhibitörleri
– Niasin
– Beta blokörler
– ACE inhibitörleri
– Morfin
– Bromokriptin
– Metoklopramid
– Vankomisin
– Rifampin
– Siproteron asetat
– Bazı prostaglandinler
– Nitrogliserin
– Triamsinolon
– Nikotinik asit
– Bazı kemoterapi ilaçları (tamoksifen, siklosporin, doksorubisin, sisplatin)

Diğer sebepler:
– Alkol
– Alkol ile beraber bazı ilaçların kullanılması (metronidazol, klorpropamid, disülfiram, ketokanazol, griseofulvin, sefalosporinler, kloramfenikol,
– Aşırı baharatlı yiyecekler
– Dumping sendromu (midenin hızla boşalması)

Kemik tarama testi

KEMİK YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ (KEMİK TARAMASI)
KEMİK MİNERAL YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ TESTİ (KMY, BMD)

Resim yazısı ekle
Kemik yoğunluğu ölçümü (kemik taraması testi) nedir?
Kemik mineral yoğunluğu (KMY) = BMD (Bone Mineral Density)
Kemik yapısının önemli kısmını içerisindeki kalsiyum ve fosfor gibi mineraller oluşturur. Kemik yoğunluğu (dansitesi) ölçüm yöntemlerindeki amaç kemiğin bu mineral kısmının miktarsal oranını belirlemektir. Kemikteki minerallerin kaybı ne kadar fazla ise yoğunluk o kadar düşük ölçülür, bu durumda kemik mineral yoğunluğu azalmış yani kemik erimesi (osteoporoz) meydana gelmiş şeklinde yorum yapılır. Kemik mineral yoğunluğu ölçümü kadınlarda, erkeklerde, çocuklarda bazı durumlarda yapılması gereken bir tetkiktir, bu yazıda kadınlarda özellikle menopoza bağlı kemik erimesi durumunda kemik yoğunluğu ölçümlerinden bahsedilecektir.
Kemik mineral yoğunluğu ölçümü sıklıkla kemik taraması, kemik taraması tahlili, kemik taraması testi, kemik erimesi testi, kemik tarama filmi, kemik erimesi filmi gibi de isimlendirilmektedir. Kısaca KMY veya BMD şeklinde yazılır.

Kemik yoğunluğu ölçümü kimlere ve ne zaman yapılır?
– Menopoz sonrasında
– 65 yaş üzeri kadınlarda
– Steroid ilaçlar gibi kemik kaybına neden olan ilaçları kullananlar
– Kendisinde veya annesinde kalça kırığı hikayesi olan hastalar
– Tip 1 diabet, karaciğer ve böbrek hastalığı olanlar
– Ciddi hipertiroidi hastaları
– Hiperparatiroidi hastaları
– Hafif bir travma ile kırık oluşan hastalar
– Röntgen filminde kemik erimesi (osteoporoz) veya omurga kırığı şüphesi gözlenen hastalar

Kemik tarama testi ne sıklıkla yapılır?
Kemik yoğunluğu ölçümü menopoz sonrasında ortalama 2 yılda bir yapılmakla beraber risk faktörleri varlığında daha sık yapılabilir veya kemik yoğunluğu iyi olan bir risk faktörü olmayan kişilerde 3-5 yılda bir gibi daha seyrek yapılabilir.

Kemik mineral yoğunluğu ölçümü (kemik tarama testi) nasıl yapılır?
Kemik mineral yoğunluğunu saptamak için günümüzde en sık kullanılan DEXA (DXA diye de kısaltılabilir) yöntemi basit, kısa süren, ağrısız bir yöntemdir. Hasta resimde görüldüğü gibi cihaz üzerine yatar ve bu pozisyonda işlem gerçekleştirilir. Hasta çok az miktarda radyasyon ışınına maruz kalır, alınan radyasyon miktarı bir akciğer röntgen filmindeki dozun onda biri kadardır neredeyse. Omurganın bel kısmı (L1-L4) ve kalçaya (femur) çekim yapılır genellikle. Çekim en fazla 10 dakika sürer ve çekim sonrasında sonuç raporu genellikle yarım saat içerisinde hastaya verilir.
Ölçümün yapılacağı gün hastanın aç veya tok olması farketmez. Önceden bir ilaç alması gerekmez. Çekim alanına girmemesi için üzerinde metal düğme, kemer, fermuar olmayan kıyafetler tercih edilmelidir. Çekim alanına metal girmediği sürece elbise ile de çekim yapılabilir ancak bazen bazı kıyafetleri çıkarmanız istenebilir.

Çekim sırasında omurganın bel bölgesinin düzleşmesi için (lordozun düzleşmesi için) hastanın bacakları karnına doğru gelecek şekilde çekilerek destek üzerine konur. Kalça çekiminde bacak yani femur kemiği içe doğru çevrilir (iç rotasyon).